Sınır koymak bencillik değildir
Sınır koymak, sevgi kaybetmek değildir; aksine, kendinizi koruyarak ilişkiyi sürdürülebilir kılmaktır. Sınır olmadığında, ilişkide olduğunu sandığımız kişi, kendimizin yalnızca uyum sağlayan bir versiyonu hâline gelir.
Neden 'hayır' demekte zorlanıyoruz?
Sınır koymakta zorlanmak, çoğu zaman çocuklukta öğrenilen bir alışkanlığın izidir. 'İyi çocuk' olmanın koşulunun başkalarının ihtiyaçlarını öne almak olduğunu öğrendiysek, yetişkinlikte de bu kalıbı sürdürürüz.
Sınır koymak bencillik değil, ilişkiye yapılan bir yatırımdır. 'Hayır' demediğimizde içimizde biriken kırgınlık, bir gün kendini başka bir biçimde dışa vurur.
Sağlıklı bir sınırın dört özelliği
Sınır cümleleri çoğu zaman karmaşık değil, açıktır. Aşağıdaki dört özellik, sınırınızı hem net hem de saygılı kılar.
- Açık ve kısa: 'Bu konuda yardımcı olamam.' yerine 'Bu hafta sonu çok yorgunum, müsait olamayacağım.'
- Suçlamasız: karşı taraftan yola çıkmak yerine kendi ihtiyacınızdan konuşmak.
- Tutarlı: bugün koyduğunuz bir sınırı yarın geri çekmemek; tutarlılık karşıdakine güven verir.
- Karşılığında bir alternatif sunan: 'Bu hafta gelemem ama önümüzdeki hafta uygunum.'
Sınır koyduğunuzda kızmazlarsa ne olur?
Sağlıklı ilişkilerde sınır, başlangıçta tedirginlik yaratsa da uzun vadede yakınlığı derinleştirir. Kısa süreli rahatsızlık kalıcı kırgınlığa tercih edilir.
Eğer karşı taraf her sınıra öfkeyle ya da çekilerek karşılık veriyorsa, mesele sınırınız değil; ilişkinin dengesizliğidir. Bu noktada bir uzmanla bireysel ya da çift terapisi süreci başlatmak çok değerli olabilir.
Sınır koymak öğrenilen bir beceridir. Pratik yaptıkça, suçluluk duymadan 'hayır' demek mümkün hâle gelir.
ODTÜ Psikoloji ve Hacettepe klinik psikoloji yüksek lisansı. Duygu odaklı çift terapisi (EFT) eğitmeni; on bir yıldır çiftler ve ailelerle çalışıyor.
Birkaç dakikada formu doldurun; eşleşmenizi bu hafta başlatın.
İlgili yazılar
Bazen en iyi sohbet, soru sormadığımız sohbettir. Gençlerle güven kurmanın ince ayarları.
Yetişkin DEHB’sinde hiperaktivite, çoğunlukla içsel huzursuzluk ve “zihinsel hareketlilik” şeklinde ortaya çıkarken, dikkat eksikliği ve dürtüsellik yaşamın çeşitli alanlarında zorluklar yaratabilir.